Surp Hreşdagabet: Balat'ın Ermeni Kilisesi ve Ayazması

Why is it significant?

Yüksek taş duvarın içindeki avluya gir ve önündeki sade, taş kiliseye bak. Avluda eski mezar taşları, Ermeni harfleriyle yazılmış kitabeler, birkaç ağaç. Cephe yalın; süs içeride, yaldızlı ikonalarda ve kandillerde.

Key Facts

PlaceSurp Hreşdagabet: Balat'ın Ermeni Kilisesi ve Ayazması
AddressBalat, Kamış Sokağı, 34087 Fatih/İstanbul, Türkiye
Geo Coordinates41.03390, 28.94570
Part of WalkFener ve Balat: Haliç Kıyısında İstanbul'un İnançları
GeneratedGenerated

Open the walk

Yüksek taş duvarın içindeki avluya gir ve önündeki sade, taş kiliseye bak. Avluda eski mezar taşları, Ermeni harfleriyle yazılmış kitabeler, birkaç ağaç. Cephe yalın; süs içeride, yaldızlı ikonalarda ve kandillerde. Balat'ın gürültüsü duvarın dışında kalıyor; içeride sadece kuşlar ve uzaktan gelen bir vapur düdüğü.

Surp Hreşdagabet, Ermenice Kutsal Başmelekler demek: Cebrail ve Mikail. Anlatılanlara göre burada önce bir Bizans kilisesi vardı; yapı 17. yüzyılda Ermeni cemaatine geçti. Bugünkü bina ise 19. yüzyılda, mahallede çıkan bir yangından sonra yeniden yapıldı. Ermeni Apostolik Kilisesi dünyanın en eski Hristiyan kiliselerinden biridir; İstanbul Ermeni Patrikliği de geleneğe göre 1461'den beri bu şehirde. Balat'ta Ermeniler yüzyıllar boyunca Rumlarla ve Yahudilerle yan yana yaşadı; zanaatkârlar, tüccarlar, kuyumcular ve mimarlar bu sokaklardan çıktı.

Kilisenin altında, birkaç basamakla inilen serin bir mahzende bir ayazma var: kutsal sayılan bir su kaynağı. Ayazma sözcüğü de Yunanca hagiasma, yani kutsanmış su kelimesinden geliyor. Anlatılanlara göre suyu şifalıdır; İstanbul'daki pek çok ayazma gibi buraya da sadece Ermeniler değil, mum yakmak, dilek tutmak için Rumlar ve Müslüman komşular da gelir. Bu şehirde inançların birbirine en çok yaklaştığı yerler, belki de bu yeraltı sularıdır. Ayazmalar İstanbul'un gizli haritası gibidir; pek çoğu bir kilisenin bodrumunda, bir bahçenin köşesinde, sessizce akar.

Bu sakin avlu, İstanbul Ermenilerinin acılı bir tarihini de hatırlatıyor. 24 Nisan 1915'te İstanbul'da yüzlerce Ermeni aydın, yazar, doktor ve din adamı tutuklanıp Anadolu'ya sürgün edildi; çoğu bir daha geri dönmedi. Ermeniler bu tarihi her yıl anıyor. Sonraki on yıllarda cemaat küçüldü, ama İstanbul'da hâlâ onlarca Ermeni kilisesi, okulu ve vakfı yaşıyor; Türkiye'deki Ermenilerin büyük çoğunluğu da bu şehirde.

Bu yürüyüşte şimdiye kadar bir Bizans manastırını, bir patrikhaneyi, bir Bulgar kilisesini, bir sinagogu ve iki sultan camisini gördün; şimdi de bir Ermeni ayazmasındasın. Birkaç kilometrelik bir yokuş ağında, birbirinden farklı beş cemaatin dünyası. Haliç'ten esen rüzgâr burada hafifçe tuzlu, avludaki ağaçlar yaşlı ve sessiz. Şimdi kiliseden çık ve kuzeybatıya, kara surlarının Haliç'e indiği köşeye doğru yürü. Son durağımız, Bizans'ın en kutsal saydığı su kaynağı.

Nearby stories