Sultanahmet Camii: Altı Minare ve Yirmi Bin Çini

Why is it significant?

Avlunun kapısından gir ve bir an dur. Önünde kubbeler bir şelale gibi iniyor: büyük kubbe, onun altında yarım kubbeler, onların altında daha küçükleri, ve dört bir yanda ince, kurşun külahlı altı minare. Ayasofya'dan sonra bunu görünce şunu anlıyorsun: bu cami bir cevap. Sultan I.

Key Facts

PlaceSultanahmet Camii: Altı Minare ve Yirmi Bin Çini
AddressSultan Ahmet, Atmeydanı Caddesi, 34122 Fatih/İstanbul, Türkiye
Geo Coordinates41.00540, 28.97690
Part of WalkSultanahmet ve Bizans: İstanbul'un Bin Yedi Yüz Yıllık Kalbi
GeneratedGenerated

Open the walk

Avlunun kapısından gir ve bir an dur. Önünde kubbeler bir şelale gibi iniyor: büyük kubbe, onun altında yarım kubbeler, onların altında daha küçükleri, ve dört bir yanda ince, kurşun külahlı altı minare. Ayasofya'dan sonra bunu görünce şunu anlıyorsun: bu cami bir cevap.

Sultan I. Ahmed tahta 1603'te, henüz on üç yaşındayken çıkıyor. Ordusu savaşlarda parlak zaferler kazanamamış, hazine de pek dolu değil. Yine de genç padişah, Ayasofya'nın tam karşısına, eski Bizans sarayının ve paşa konaklarının yerine dev bir cami istiyor. Ulema homurdanıyor: padişah camileri savaş ganimetiyle yapılır, hazineyle değil. Ahmed dinlemiyor. Mimarı, Sinan'ın öğrencisi Sedefkâr Mehmed Ağa; inşaat 1609'da başlıyor ve 1617'de bitiyor. Mehmed Ağa'nın lakabı Sedefkâr, çünkü mimar olmadan önce sedef kakma ustasıydı; caminin kapılarındaki ve pencere kanatlarındaki ince sedef işçiliği onun gençlik zanaatından bir selam gibi.

Altı minarenin hikâyesini her İstanbullu bilir. Rivayete göre padişah altın minare istemiş, mimar ise altı diye anlamış. Bir başka efsaneye göre de Mekke'deki Mescid-i Haram'la yarışmasın diye oraya bir minare daha eklenmiş. İkisi de büyük ihtimalle uydurma, ama tek bir harfin bir şehrin siluetini değiştirmesi fikri o kadar İstanbul'a özgü ki kimse bırakmak istemiyor.

İçeri girdiğinde başını kaldır: duvarlar yirmi binden fazla İznik çinisiyle kaplı; laleler, karanfiller, serviler, gül dalları. Üst kısımlardaki mavi kalem işleri ve içerideki o mavimsi ışık yüzünden yabancılar ona Mavi Cami diyor. Dört dev fil ayağı kubbeyi taşıyor; Sinan'ın zarif çözümlerine göre daha ağır, daha temkinli bir yol. Ama ışık, iki yüzden fazla pencereden süzülüp her şeyi yumuşatıyor. Mihrap ve minber beyaz mermerden; minberin oymaları neredeyse dantel.

I. Ahmed caminin bitişini ancak görebiliyor: 1617'de, yirmi yedi yaşında ölüyor ve caminin hemen yanındaki türbesine gömülüyor. Şimdi avludan çık ve At Meydanı'na bakan kapıda dur. Bir yanda Ayasofya, bir yanda bu cami; aralarında Konstantin'in, Justinianus'un, Fatih'in ve Ahmed'in şehri. Bin yedi yüz yıl, tek bir meydanda. Yürüyüşümüz burada bitiyor... ama İstanbul'da hiçbir şey gerçekten bitmiyor, sadece bir katman aşağı iniyor.

Nearby stories