Alman Çeşmesi: Kayzer'in Hediyesi ve Nika İsyanı

Why is it significant?

Şu sekizgen, yeşil kubbeli, mermer sütunlu küçük köşke bak. Meydandaki her şey ya Bizans'tan ya Osmanlı'dan kalma gibi dururken, bu biraz yabancı, biraz fazla yeni görünüyor. Haklısın da: burası bir hediye, hem de Berlin'den. Alman İmparatoru II.

Key Facts

PlaceAlman Çeşmesi: Kayzer'in Hediyesi ve Nika İsyanı
AddressSultan Ahmet, Sultanahmet Meydanı, 34122 Fatih/İstanbul, Türkiye
Geo Coordinates41.00710, 28.97670
Part of WalkSultanahmet ve Bizans: İstanbul'un Bin Yedi Yüz Yıllık Kalbi
GeneratedGenerated

Open the walk

Şu sekizgen, yeşil kubbeli, mermer sütunlu küçük köşke bak. Meydandaki her şey ya Bizans'tan ya Osmanlı'dan kalma gibi dururken, bu biraz yabancı, biraz fazla yeni görünüyor. Haklısın da: burası bir hediye, hem de Berlin'den.

Alman İmparatoru II. Wilhelm, 1898'de ikinci kez İstanbul'a geliyor ve Sultan II. Abdülhamid'le dostluğunu göstermek için şehre bir çeşme armağan ediyor. Parçalar Almanya'da hazırlanıyor, gemiyle getirilip burada birleştiriliyor ve çeşme 1901'in Ocak ayında, Kayzer'in doğum gününde açılıyor. Kubbenin içine eğilip bakarsan altın mozaiklerin arasında iki imza görürsün: Abdülhamid'in tuğrası ve Wilhelm'in W harfli monogramı, sırayla, yan yana. İki imparatorluğun el sıkışması gibi... ki bu dostluk birkaç on yıl sonra Birinci Dünya Savaşı'nda iki ülkeyi aynı cepheye koyacak.

Ama bu çeşmenin durduğu toprak çok daha eski ve çok daha kanlı bir hikâye saklıyor. Şu an Bizans'ın Hipodrom'unun, araba yarışlarının yapıldığı devasa stadyumun kuzey ucundasın. Hipodrom sadece bir stadyum değildi; imparatorun halkla yüz yüze geldiği yerdi. Kathisma denen imparator locası doğrudan saraya bağlıydı, kalabalık imparatoru oradan alkışlar ya da yuhalardı. Yarış takımları zamanla siyasi partilere dönüşmüştü. 532'de burada, yarış takımlarının taraftarları, Maviler ve Yeşiller, bir kez olsun birleşip imparatora karşı ayaklanıyor. Sloganları tek kelime: Nika, yani yen. Şehir günlerce yanıyor.

Justinianus kaçmaya hazırlanıyormuş. Tarihçi Prokopios'a göre tam o anda İmparatoriçe Theodora söz alıp kaçmayacağını, imparatorluk mor giysisinin iyi bir kefen olduğunu söylüyor. Justinianus kalıyor. Generalleri Belisarios ve Mundus, kalabalığı Hipodrom'un içinde kıstırıyor. Prokopios'un verdiği rakam otuz bin ölü. Yani az önce gördüğün Ayasofya, tam da bu katliamın küllerinden yükseldi.

Şimdi meydanın ortasına doğru bak ve uzun, oval bir pist hayal et: dört yüz metreyi aşan bir uzunluk, kenarlarında basamaklı tribünler, on binlerce insan. Tahminlere göre tribünlere yaklaşık yüz bin kişi sığıyordu. Bugün yürüdüğün şu düz meydan, o eski yarış pistinin birkaç metre üstünde. Bizans'ta şampiyon arabacılar için burada heykeller dikilirdi; en ünlülerinden Porfirios'un iki mermer kaidesi bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde. Meydanın ortasına, Mısır'dan gelen pembe dikilitaşa doğru yürü; orada eski zeminin nerede kaldığını kendi gözlerinle göreceksin.

Nearby stories