Sfendon: Hipodrom'un Kavisli Ucu ve Atmeydanı'nın Osmanlı Hayatı

Why is it significant?

Sokağın kenarında yükselen şu dev, kemerli, kararmış taş ve tuğla duvara bak. Kemerlerin bir kısmı örülmüş, aralarında otlar bitmiş, önünden arabalar geçiyor. Ama bu sıradan bir istinat duvarı değil: bu, Hipodrom'un ta kendisi, onun kavisli güney ucu.

Key Facts

PlaceSfendon: Hipodrom'un Kavisli Ucu ve Atmeydanı'nın Osmanlı Hayatı
AddressKüçük Ayasofya, Nakilbent Sokağı, 34122 Fatih/İstanbul, Türkiye
Geo Coordinates41.00430, 28.97410
Part of WalkSultanahmet ve Bizans: İstanbul'un Bin Yedi Yüz Yıllık Kalbi
GeneratedGenerated

Open the walk

Sokağın kenarında yükselen şu dev, kemerli, kararmış taş ve tuğla duvara bak. Kemerlerin bir kısmı örülmüş, aralarında otlar bitmiş, önünden arabalar geçiyor. Ama bu sıradan bir istinat duvarı değil: bu, Hipodrom'un ta kendisi, onun kavisli güney ucu.

Bizanslılar ona Sfendon diyordu, yani sapan; çünkü pistin bu ucu bir sapanın kavisi gibi kıvrılıyordu. Arazi burada denize doğru sertçe düşüyor, o yüzden mimarlar yarış pistini düz tutmak için yamacın üzerine kat kat tonozlar inşa etmiş. Şu an önünde durduğun duvar, o tonozları taşıyan dış kabuk. Yani yukarıdaki meydanın bu ucu, bir anlamda havada duruyor... senin başının üstünde.

Osmanlılar Hipodrom'a Atmeydanı adını veriyor, çünkü artık burada araba değil, at ve cirit var. Ve burası şehrin şenlik alanı oluyor. 1582'de Sultan III. Murad, oğlu Şehzade Mehmed'in sünneti için burada haftalarca süren bir şölen düzenliyor: lonca alayları, cambazlar, havai fişekler, şekerden yapılmış dev hayvan figürleri. Lonca alayları günlerce padişahın önünden geçti: aşçılar tekerlekli mutfaklarında yemek pişirdi, cam ustaları alevlerin başında cam üfledi, terziler, kürkçüler, kasaplar sanatlarını sergiledi. Padişah bu gösteriyi, bugün Türk ve İslam Eserleri Müzesi olan İbrahim Paşa Sarayı'nın penceresinden izledi. O günleri anlatan Surname-i Hümayun'un minyatürlerinde bu meydanı, tribünleri, kalabalığı neredeyse fotoğraf gibi görebilirsin.

Ama Atmeydanı'nın bir de öbür yüzü var. Yeniçeriler isyan edeceklerinde kazanlarını buraya getirip ters çevirirdi; bu, padişaha artık senin çorbanı içmiyoruz demekti. 1826 Haziranı'nda yine öyle yapıyorlar. Bu sefer Sultan II. Mahmud hazırlıklı: toplar kışlalarını dövüyor ve birkaç gün içinde yüzyıllık Yeniçeri Ocağı kaldırılıyor. Osmanlı kaynakları buna Vaka-i Hayriye, yani hayırlı olay diyor. Yani bu meydan, hem imparatorlukların en büyük şenliklerini hem de en sert hesaplaşmalarını gördü.

Şu sessiz duvara bir kez daha bak. Kedilerin, park etmiş motosikletlerin ve sarmaşıkların arkasında, bin altı yüz yıl önce on binlerce insanın tezahürat ettiği bir stadyumun iskeleti duruyor. Buradan batıya, aşağı doğru dik bir yokuşla in. Şehit Mehmet Paşa Yokuşu seni Mimar Sinan'ın en zarif camilerinden birine götürüyor.

Nearby stories