Sokullu Mehmet Paşa Camii: Sinan'ın Yokuştaki Mücevheri
Why is it significant?
Yokuşun kenarındaki taş duvarda açılan merdivenli kapıya bak. Dışarıdan hiçbir şey belli etmiyor: ne ihtişamlı bir meydan, ne kalabalık. Ama o basamakları çıkınca, medrese odalarıyla çevrili sakin bir avluya ve İstanbul'un en güzel iç mekânlarından birine giriyorsun.
Key Facts
| Place | Sokullu Mehmet Paşa Camii: Sinan'ın Yokuştaki Mücevheri |
|---|---|
| Address | Küçük Ayasofya, Şehit Mehmet Paşa Yokuşu, 34122 Fatih/İstanbul, Türkiye |
| Geo Coordinates | 41.00480, 28.97220 |
| Part of Walk | Sultanahmet ve Bizans: İstanbul'un Bin Yedi Yüz Yıllık Kalbi |
| Generated | Generated |
Yokuşun kenarındaki taş duvarda açılan merdivenli kapıya bak. Dışarıdan hiçbir şey belli etmiyor: ne ihtişamlı bir meydan, ne kalabalık. Ama o basamakları çıkınca, medrese odalarıyla çevrili sakin bir avluya ve İstanbul'un en güzel iç mekânlarından birine giriyorsun.
Camiyi Mimar Sinan, 1570'lerin başında, Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa ve eşi Esmahan Sultan için yaptı. Esmahan, Sultan II. Selim'in kızı. Sokullu ise Bosna'da, Sokoloviç ailesinde Hristiyan olarak doğmuş, devşirme olarak İstanbul'a getirilmiş bir çocuk. Saray okullarından geçip üç padişaha, Kanuni'ye, II. Selim'e ve III. Murad'a sadrazamlık yapıyor. Bosnalı bir köy çocuğunun dünyanın en güçlü devletlerinden birini yönetmesi... İstanbul'un tam olarak böyle hikâyeleri var. Üstelik bir akrabası, Makarije Sokoloviç, 1557'de yeniden kurulan Sırp Ortodoks İpek Patrikliği'nin başına geçti; aynı aileden biri sadrazam, öbürü patrik.
Arazi o kadar eğimli ki Sinan bunu bir oyuna çeviriyor. Avluya giriş, medresenin dershanesinin altından geçen bir merdivenle yapılıyor; yani yokuşla savaşmak yerine onu kullanıyor. Avluya girdiğinde revakların kubbeleri, medrese odalarının bacaları ve ortadaki şadırvan tek bir kareye sığıyor; Sinan burada büyüklükle değil, oranla etkiliyor. İçeride ise mihrap duvarı baştan aşağı İznik çinisi: domates kırmızısı, turkuaz ve lacivert laleler, karanfiller. Bu çiniler İznik atölyelerinin en parlak döneminden; o kabarık kırmızıyı sonraki kuşaklar bir daha tam olarak tutturamadı.
Bir sırrı daha var. Giriş kapısının üstünde, mihrapta ve minberde, yaldızlı çerçevelerin içine yerleştirilmiş küçük siyah taş parçaları göreceksin. Bunların Kâbe'deki Hacerü'l-Esved'den getirilmiş parçalar olduğuna inanılıyor. Pek çok kişi yanlarından geçip fark etmiyor bile. Bir ara cemaatten biri sana onları parmağıyla gösterirse şaşırma; mahallelinin gururudur.
Sokullu'nun izi sadece İstanbul'da değil. Bosna'da, Vişegrad'da Drina üzerine yaptırdığı köprü, İvo Andriç'in Nobel ödüllü romanı Drina Köprüsü'nün asıl kahramanı oldu. Paşa 1579'da bir suikast sonucu öldürüldü. Sinan ile Sokullu'nun uzun bir iş birliği vardı; mimar, paşa için İstanbul'dan Lüleburgaz'a, Bosna'ya kadar camiler, köprüler, kervansaraylar yaptı. Şimdi yokuştan aşağı, güneye in. Tren yolunun hemen yanında, Bizans'tan kalma, kubbesi alçak, küçük bir kilise-cami göreceksin. Halk ona Küçük Ayasofya diyor.