Küçük Ayasofya: Ayasofya'nın Provası
Why is it significant?
Bahçe kapısından gir ve önünde duran o alçak, tuğla ve taştan, şişkin kubbeli yapıya bak. Etrafında küçük bir şadırvan, birkaç mezar taşı, eski medrese odalarının önünde oturan insanlar. Bu sakin köşe, aslında şehrin en büyük mimari deneylerinden birinin laboratuvarı.
Key Facts
| Place | Küçük Ayasofya: Ayasofya'nın Provası |
|---|---|
| Address | Küçük Ayasofya, Küçük Ayasofya Caddesi, 34122 Fatih/İstanbul, Türkiye |
| Geo Coordinates | 41.00270, 28.97220 |
| Part of Walk | Sultanahmet ve Bizans: İstanbul'un Bin Yedi Yüz Yıllık Kalbi |
| Generated | Generated |
Bahçe kapısından gir ve önünde duran o alçak, tuğla ve taştan, şişkin kubbeli yapıya bak. Etrafında küçük bir şadırvan, birkaç mezar taşı, eski medrese odalarının önünde oturan insanlar. Bu sakin köşe, aslında şehrin en büyük mimari deneylerinden birinin laboratuvarı.
Burası Aziz Sergios ve Bakkhos Kilisesi olarak, Justinianus ile Theodora döneminde, 530'larda yapıldı. Ayasofya'dan birkaç yıl önce başlanmış olması, onu bir tür prova gibi gösteriyor: sekizgen bir gövde, onun üstünde dilimli bir kubbe ve kubbeyi taşıyan sütunların arasında dışa açılan nişler. Bazı tarihçiler ustaların büyük kubbeye girişmeden önce burada el alıştırdığını düşünüyor. Sekizgen, düzensiz bir kare dış duvarın içine oturtulmuş; içeride dolaşırken duvarlar sanki nefes alıp veriyor. Bu kesin değil, ama çok cazip bir fikir.
Peki neden bu iki aziz? Rivayete göre Justinianus, amcası İmparator I. Justinus zamanında bir komploya karıştığı iddiasıyla ölümün eşiğine gelmiş. O gece Sergios ve Bakkhos, Justinus'un rüyasına girip yeğeninin masum olduğunu söylemiş ve Justinianus kurtulmuş. O da tahta geçince teşekkürünü bu kiliseyle etmiş. İçeride, sütunların üstünde dolanan Yunanca bir yazı kuşağı hâlâ Justinianus'un ve Theodora'nın adını anıyor.
Osmanlı döneminde, 1500'lerin başında, Sultan II. Bayezid'in Babüssaade ağası Hüseyin Ağa yapıyı camiye çeviriyor ve avluya medreseyi ekliyor. Kendisi de bahçedeki türbesinde yatıyor. Medrese hücreleri bugün sessiz bir avluyu çevreliyor; burası yüzyıllar boyunca öğrencilerin ve hocaların yaşadığı bir okuldu. Minaresi, mihrabı Osmanlı'dan; sütunları, başlıkları, kubbesi Bizans'tan. İki çağ aynı binada hiç kavga etmeden yaşıyor. Yapı 1999 depremlerinde zarar gördü ve sonraki yıllarda kapsamlı bir restorasyondan geçti; dantel gibi oyulmuş sütun başlıkları o zaman yeniden nefes aldı.
Bahçeden çıkarken hemen arkandaki demiryoluna dikkat et: banliyö treni Bizans surlarının ve evlerin arasından geçip gidiyor. Bu kilise bir zamanlar Hormisdas Sarayı'nın, yani Justinianus'un imparator olmadan önce yaşadığı konağın hemen yanındaydı. Raylar 1870'lerde döşenirken Büyük Saray'ın denize bakan kalıntılarının arasından geçirildi. Şimdi rayların altından deniz tarafına geç ve sahil yolu boyunca doğuya yürü. Denize bakan, mermer pencereli bir saray duvarı göreceksin.