Rum Ortodoks Patrikhanesi ve Aya Yorgi: Kapalı Orta Kapı
Why is it significant?
Yüksek duvarların arasında, yan girişin önünde dur ve gözünü ana kapıya çevir: büyük, iki kanatlı bir demir kapı. Kapalı. Ve iki yüz yıldır hiç açılmadı. Ziyaretçiler, rahipler, patrikler, herkes yandaki küçük kapıdan girip çıkıyor.
Key Facts
| Place | Rum Ortodoks Patrikhanesi ve Aya Yorgi: Kapalı Orta Kapı |
|---|---|
| Address | Yavuz Sultan Selim, Dr. Sadık Ahmet Caddesi, Fener, Fatih/İstanbul, Türkiye |
| Geo Coordinates | 41.02930, 28.95160 |
| Part of Walk | Fener ve Balat: Haliç Kıyısında İstanbul'un İnançları |
| Generated | Generated |
Yüksek duvarların arasında, yan girişin önünde dur ve gözünü ana kapıya çevir: büyük, iki kanatlı bir demir kapı. Kapalı. Ve iki yüz yıldır hiç açılmadı. Ziyaretçiler, rahipler, patrikler, herkes yandaki küçük kapıdan girip çıkıyor. Avluda çoğu zaman farklı dillerde konuşan hacılar duyarsın: Yunanca, Rusça, Rumence, Gürcüce.
Bu kapının hikâyesi 1821'de başlıyor. Mora'da Yunan isyanı patlayınca Patrik V. Grigorios, Paskalya Pazarı günü, ayinin hemen ardından bu kapının önünde idam ediliyor. Osmanlı yönetimi onu isyanı önleyememekle suçluyor. Rumlar o günden beri bu kapıyı kapalı tutuyor; onlar için bu bir yas, bir hatıra, sessiz bir tanıklık. Kapı kaynakla kapatılmış ve öyle duruyor. Grigorios'un cesedi üç gün kapıda asılı kaldı, sonra denize atıldı; Rum denizciler onu sulardan çıkarıp Odessa'ya götürdü, yaklaşık elli yıl sonra da kalıntıları Atina'ya taşındı. Ortodoks kilisesi onu aziz ilan etti.
İçeri girince küçük bir avlu ve onun dibinde Aya Yorgi Kilisesi'ni görüyorsun. Dışarıdan son derece mütevazı, bazilika planlı bir yapı; çünkü Osmanlı döneminde kiliselerin gösterişli olmasına izin verilmezdi. Patrikhane buraya 1601'de yerleşti; bugünkü kilise 18. yüzyılın başından kalma. Ama içeri adım attığında o sadelik bir anda kayboluyor: yaldızlı, oymalı bir ikonostasis, mumların titrek ışığı, tütsü kokusu.
İçeride bir sütun parçası duruyor; geleneğe göre İsa'nın kırbaçlandığı sütundan bir parça. Yanında üç azize ait emanetler ve çok eski bir patrik tahtı var ki, rivayete göre dördüncü yüzyılda yaşamış İoannis Hrisostomos'a kadar uzanıyor. Hrisostomos'un ve Nazianzoslu Grigorios'un kemikleri de 2004'te Roma'dan buraya iade edildi. Bunların ne kadarı tarih, ne kadarı inanç, karar sana kalmış... ama buraya bir mum yakmak için dünyanın öbür ucundan gelenler var.
Düşün: bu sade avlu, dünyadaki yüz milyonlarca Ortodoks Hristiyanın manevi merkezi sayılıyor ve buradaki patrik, Ortodoks patrikler arasında eşitler arasında birinci kabul ediliyor. Ama yerel cemaati birkaç bin kişiye düşmüş bir şehirde yaşıyor. Şimdi Patrikhane'den çık, sahil yoluna in ve suyun kenarından kuzeybatıya, Balat'a doğru yürü. Az ileride, parkın içinde, demirden yapılmış bir kilise var.