Kırmızı Mektep ve Kanlı Kilise: Fener Yokuşunun İki Bekçisi
Why is it significant?
Dar sokağın sonunda, tepenin üstünde dikilen şu dev kırmızı tuğla yapıya bak: kuleleri, sivri pencereleri ve tepesindeki kubbesiyle bir okuldan çok bir şatoya benziyor. Haliç'ten, Eyüp'ten, hatta karşı kıyıdan bile görünüyor. Mahalleli ona kısaca Kırmızı Mektep der.
Key Facts
| Place | Kırmızı Mektep ve Kanlı Kilise: Fener Yokuşunun İki Bekçisi |
|---|---|
| Address | Balat, Firketeci Sokağı, 34087 Fatih/İstanbul, Türkiye |
| Geo Coordinates | 41.02940, 28.94920 |
| Part of Walk | Fener ve Balat: Haliç Kıyısında İstanbul'un İnançları |
| Generated | Generated |
Dar sokağın sonunda, tepenin üstünde dikilen şu dev kırmızı tuğla yapıya bak: kuleleri, sivri pencereleri ve tepesindeki kubbesiyle bir okuldan çok bir şatoya benziyor. Haliç'ten, Eyüp'ten, hatta karşı kıyıdan bile görünüyor. Mahalleli ona kısaca Kırmızı Mektep der.
Resmî adıyla Fener Rum Lisesi; Rumların deyişiyle Milletin Büyük Okulu. Kökleri 1453'ün hemen sonrasına, patrikhanenin yanında kurulan okula kadar uzanıyor; bu yüzden şehrin en eski okullarından biri sayılır. Bugünkü bina ise 1880'lerin başında, Rum mimar Konstantinos Dimadis'in tasarımıyla, varlıklı bir Rum bankerin bağışıyla yapıldı. Yüzyıllar boyunca Osmanlı'nın tercümanları, Eflak ve Boğdan'ın beyleri, doktorlar ve din adamları bu sınıflardan çıktı.
Bugün o koca binada çok az öğrenci okuyor. Sebebi basit ve acı: Rum cemaati eriyip gitti. 1950'lerde İstanbul'da on binlerce Rum yaşıyordu. 6-7 Eylül 1955'te Rum evlerini, dükkânlarını, kiliselerini hedef alan pogromdan ve 1964'te Yunan uyruklu Rumların sınır dışı edilmesinden sonra göç hızlandı. Bugün şehirdeki Rumların sayısı birkaç bin civarında. Ama okul kapanmadı. Koridorlarında bir zamanlar yüzlerce öğrencinin sesi yankılanırken, bugün sınıflar küçük; yine de dersler sürüyor ve mezunları bu kırmızı binaya bağlılıklarını hiç kaybetmiyor.
Şimdi birkaç adım öteye, okulun hemen altındaki yüksek duvarlı küçük avluya bak. İçeride kiremit kubbeli bir Bizans kilisesi var: Moğolların Meryemi. 13. yüzyılın sonunda İmparator VIII. Mikhail'in kızı Maria tarafından kuruldu. Maria, İlhanlı hükümdarı Abaka Han'la evlendirilmiş, kocası ölünce Konstantinopolis'e dönüp bu kiliseyi yaptırmış. Moğol sarayında ona Despina Hatun denirmiş ve oradaki Hristiyanlar arasında büyük saygı görmüş. Halk ona Kanlı Kilise der; anlatılana göre 1453'te bu yokuşta çok kanlı çarpışmalar olmuş.
Ve işin en şaşırtıcı yanı şu: bu kilise, fetihten sonra hiç camiye çevrilmeden Rum cemaatinin elinde kalan tek Bizans kilisesi olarak bilinir. Geleneğe göre Fatih onu bir fermanla korumuş. Planı da sıra dışı: dört yöne yonca yaprağı gibi açılan nişleriyle şehirde eşi az bulunan bir yapı. Şimdi doğuya yürü ve yokuşu biraz tırman: Fener'in sırtında, İstanbul'un beşinci tepesinin üstünde, Yavuz Sultan Selim'in camisi seni bekliyor.