Milyon Taşı ve Yerebatan Sarnıcı: Yolların Sıfır Noktası
Why is it significant?
Tramvay yolunun kenarında, küçük bir çitle çevrilmiş şu yalnız taş parçasını gör. Çoğu kişi önünden geçip gider, fotoğrafını bile çekmez. Oysa burası bir zamanlar koca bir imparatorluğun haritasının sıfır noktasıydı. Bu taş, Milion denen anıttan geriye kalan tek parça.
Key Facts
| Place | Milyon Taşı ve Yerebatan Sarnıcı: Yolların Sıfır Noktası |
|---|---|
| Address | Alemdar, Yerebatan Caddesi, 34110 Fatih/İstanbul, Türkiye |
| Geo Coordinates | 41.00830, 28.97810 |
| Part of Walk | Sultanahmet ve Bizans: İstanbul'un Bin Yedi Yüz Yıllık Kalbi |
| Generated | Generated |
Tramvay yolunun kenarında, küçük bir çitle çevrilmiş şu yalnız taş parçasını gör. Çoğu kişi önünden geçip gider, fotoğrafını bile çekmez. Oysa burası bir zamanlar koca bir imparatorluğun haritasının sıfır noktasıydı.
Bu taş, Milion denen anıttan geriye kalan tek parça. Dört yöne açılan kemerli, üstü kubbeli bir yapıymış ve Bizans'ın bütün yollarının mesafesi buradan ölçülürmüş. Roma'daki Altın Mil Taşı'nın Konstantinopolis'teki karşılığı yani. Tepesinde Konstantin ile annesi Helena'nın heykelleri dururmuş; yani sadece bir ölçü noktası değil, gösterişli bir şehir kapısıydı. Edirne'ye, Selanik'e, Roma'ya kaç mil var diye sorsan, hesap bu noktadan başlardı. Elimizde kalan parça da ancak 1960'larda yapılan kazılarda ortaya çıktı... yüzyıllarca evlerin, dükkânların altında unutulmuştu.
Şimdi ayağının altını düşün. Hemen yandaki küçük binanın kapısından aşağı inersen, seni bir orman bekliyor: sudan yükselen 336 sütun, on iki sıra halinde karanlığın içinde kaybolup gidiyor. Yerebatan Sarnıcı, Justinianus döneminde, altıncı yüzyılda, Büyük Saray'a ve çevresine su sağlamak için yapıldı. Adı da tam karşılığı: yere batmış saray. Bazilika Sarnıcı da denir, çünkü üstünde bir zamanlar büyük bir bazilikanın avlusu varmış.
Osmanlı zamanında sarnıç neredeyse unutuluyor. 1540'larda İstanbul'a gelen Fransız bilgin Petrus Gyllius, mahalle sakinlerinin bodrumlarındaki deliklerden kova sarkıtıp su çektiğini, hatta balık tuttuğunu görüyor. Merak edip bir meşaleyle aşağı iniyor ve bu dev yapıyı yeniden keşfediyor. En dipte, iki sütunun altında, iki Medusa başı duruyor: biri yan yatmış, öteki tamamen ters. Sütunların çoğu da başka yapılardan toplanmış: kimi Korint başlıklı, kimi İon, kimi düz; Justinianus'un ustaları elde ne varsa kullanmış. Neden öyle konuldukları kesin bilinmiyor. Kimisi Medusa'nın bakışını etkisiz kılmak için diyor, kimisi ustalar sütunu boyuna denk getirmek için öyle koymuş diyor. Ben ikinci açıklamaya daha yakınım, ama birincisi çok daha çok seviliyor.
Bu karanlık salonu sinema da çok sevdi. 1963'te James Bond, Rusya'dan Sevgilerle filminde burada kayıkla dolaşıyor; yıllar sonra Dan Brown uyarlaması Cehennem'in finali de burada çekiliyor. Şimdi Divanyolu boyunca, tramvay hattını takip ederek batıya, hafif yokuş yukarı yürü. Konstantin'in bu şehri kurduğu yere gidiyoruz.