Pera Palas: Doğu Ekspresi'nin Oteli
Why is it significant?
Meşrutiyet Caddesi'nin kenarında, Haliç'e bakan yamaçta duran bu taş cepheye bak: yüksek pencereler, demir işlemeli balkonlar, kapıda üniformalı bir görevli. Pera Palas, 1892'den beri burada. Yokuşun bu tarafına Tepebaşı denir; adını Haliç'e bakan bu tepenin başından alır.
Key Facts
| Place | Pera Palas: Doğu Ekspresi'nin Oteli |
|---|---|
| Address | Meşrutiyet Caddesi No:52, Tepebaşı, 34430 Beyoğlu/İstanbul, Türkiye |
| Geo Coordinates | 41.03100, 28.97350 |
| Part of Walk | Galata ve Pera: Köprüden İstiklal'e İstanbul'un Saklı Hikâyeleri |
| Generated | Generated |
Meşrutiyet Caddesi'nin kenarında, Haliç'e bakan yamaçta duran bu taş cepheye bak: yüksek pencereler, demir işlemeli balkonlar, kapıda üniformalı bir görevli. Pera Palas, 1892'den beri burada. Yokuşun bu tarafına Tepebaşı denir; adını Haliç'e bakan bu tepenin başından alır. İçeri girmesen bile, bu kapının önünden geçen hikâyeler kalın bir romanı rahatça doldurur.
Otel, Paris'ten İstanbul'a uzanan Doğu Ekspresi'ni işleten Uluslararası Yataklı Vagonlar Şirketi'nin yolcuları için yapıldı. Mimarı yine Alexandre Vallaury'ydi, yani Bankalar Caddesi'ndeki Osmanlı Bankası'nı tasarlayan adam. Yolcular Sirkeci'de trenden iner, Haliç'i geçer ve buraya, Avrupa konforu vaat eden bir otele yerleşirdi. Pera o yıllarda elçiliklerin, Levanten ailelerin, tiyatroların ve pastanelerin semtiydi; Avrupa'dan gelen bir yolcu burada kendini hem yabancı hem de evinde hissedebilirdi. Anlatılana göre otelin asansörü şehrin ilk elektrikli asansörüydü; o zamanlar başlı başına bir gösteri, misafirler sırf binmek için sıraya girerdi.
Ve tabii Agatha Christie. 411 numaralı odada kaldığı ve Doğu Ekspresi'nde Cinayet'i burada yazdığı anlatılır. Christie'nin İstanbul'a geldiği ve Doğu Ekspresi'yle yolculuk ettiği biliniyor; romanı tam olarak bu odada yazıp yazmadığı ise hâlâ tartışmalı. Ama efsane o kadar sevildi ki 411 numaralı oda bugün hâlâ onun adıyla anılıyor. Bazen bir şehir, bir yazara kendi hikâyesini hediye eder.
Otelin daha az bilinen, karanlık bir günü de var. Mart 1941'de, İkinci Dünya Savaşı sürerken, Balkanlar'dan gelen bir İngiliz diplomatik heyetinin bavullarından birine saklanmış bomba lobide patladı ve birkaç kişi hayatını kaybetti. Türkiye savaşın dışında kalmaya çalışıyordu, ama savaşın gölgesi bu lobiye kadar girmişti. Pera o yıllarda casuslarla, mültecilerle ve tarafsız bir ülkenin bütün gerilimiyle doluydu. Savaş yıllarının İstanbul'u bugün hâlâ casus romanlarının en sevdiği sahnelerden biri ve bu lobi o sahnenin vazgeçilmez dekoru. Otelin kadife koltukları her şeyi duymuştu.
Bir de 101 numaralı oda var: Mustafa Kemal Atatürk'ün İstanbul'a geldiğinde kaldığı oda, bugün eşyalarıyla küçük bir müze gibi korunuyor. Otel uzun bir restorasyondan sonra 2010'da yeniden açıldı ve o eski ihtişamı geri kazandı. Şimdi aynı cadde boyunca birkaç adım ilerle ve karşı kaldırımda, köşeyi saran zarif cepheye bak. İçeride bir kaplumbağa terbiyecisi seni bekliyor.