Arap Camii: Çan Kulesinden Minareye

Why is it significant?

Vida, menteşe ve halat satan dükkânların arasından geçip avluya girdiğinde başını kaldır ve minareye bak. Kare gövdeli, taş, tepesinde sivri bir külah... Bir minareden çok bir İtalyan kasabasının çan kulesine benziyor. Çünkü tam olarak öyleydi. Bu yapı 14.

Key Facts

PlaceArap Camii: Çan Kulesinden Minareye
AddressArap Cami Mahallesi, Galata Mahkemesi Sokağı, 34420 Beyoğlu/İstanbul, Türkiye
Geo Coordinates41.02430, 28.97110
Part of WalkGalata ve Pera: Köprüden İstiklal'e İstanbul'un Saklı Hikâyeleri
GeneratedGenerated

Open the walk

Vida, menteşe ve halat satan dükkânların arasından geçip avluya girdiğinde başını kaldır ve minareye bak. Kare gövdeli, taş, tepesinde sivri bir külah... Bir minareden çok bir İtalyan kasabasının çan kulesine benziyor. Çünkü tam olarak öyleydi.

Bu yapı 14. yüzyılın ilk yarısında, Galata'nın Cenevizlilere ait olduğu yıllarda, Dominiken rahipleri tarafından bir kilise olarak inşa edildi. O dönemde Galata surlarla çevrili, kendi yöneticisi, kendi limanı, kendi çanları olan küçük bir İtalyan kentiydi. Haliç'in karşı yakasındaki Bizans başkentiyle ticaret yapan, ama ona pek de güvenmeyen bir koloni. Bu kilise de o koloninin en büyük Latin kiliselerinden biriydi ve Gotik kemerleri hâlâ duvarlarda seçilebiliyor.

1453'te Konstantinopolis düştüğünde Galata savaşmadan teslim oldu ve Fatih Sultan Mehmed'den bir ahitname aldı; evler, dükkânlar ve mallar güvence altına alındı. Ama bu büyük kilise kısa süre sonra camiye çevrildi. Bugünkü adı ise daha sonra geldi. 1492'den sonra İspanya'dan sürülen Endülüslü Müslümanların bir kısmı İstanbul'a sığındı, Galata'ya yerleşti ve bu camiyi kendi cemaat yeri yaptı. İstanbullular onlara Arap dedi... ve cami de Arap Camii oldu. Endülüslüler yanlarında yalnızca dualarını değil, zanaatlarını, yemeklerini ve bir daha göremeyecekleri bir memleketin hatırasını da getirdiler. O yıllarda Galata'nın dar sokaklarında İspanyolca, Ladino, Rumca, Ermenice, İtalyanca ve Türkçe aynı anda konuşuluyordu.

Bir de efsane var. Rivayete göre burada, 8. yüzyılın başında İstanbul'u kuşatan Emevi ordusunun komutanı Mesleme'nin yaptırdığı bir mescit bulunuyordu. Tarihçiler bu hikâyeye mesafeli durur, çünkü onu doğrulayan bir belge yok. Ama İstanbul'da hikâyeler belgelerden uzun yaşar ve cami bugün de bu efsaneyle birlikte anılır. 20. yüzyılın başındaki onarımlarda döşemenin altından Cenevizli ailelere ait, armalı ve Latince yazılı mezar taşları çıktı; bir kısmı müzeye taşındı.

Bir düşün: aynı duvarların içinde önce Latince ilahiler, sonra Endülüs aksanlı dualar, şimdi de Karaköy esnafının öğle namazı. Avludaki şadırvanın yanında çay içen hırdavat ustaları, bu katmanların hepsiyle her gün yan yana yaşıyor. Şimdi yokuştan aşağı, Karaköy'e doğru in, Tersane Caddesi'ni takip et ve vapur iskelesinin arka sokaklarına geç; orada bir caminin kapısı yerin altına açılıyor.

Nearby stories